• Arıkuşu >> Merops apiaster >> Bee-eater..

23 Şubat 2015

KOSKS 2015 - Kamil Abduş Gölü (Tuzla)

Kamil Abduş Gölü'nde 16.01.2015 pazar günü Mehmet Eren YALMAN ve Soner ÇETİNKAYA tarafından Kış Ortası Sukuşu Sayımı yapıldı. Hava geçen yıla göre daha soğuk olsada sayılar beklenildiği kadar yüksek değildi. Göl çevresinde 4 noktadan yapılan sayımlarda toplam 23 kuş türü görüldü.
Sayıma saat 08:00'de ilk sayım noktası olan deniz kenarından başladık. Açıkta yüzen yüzlerce Karabaş Martı buranın popüler türü. Sakarmeke ve Bahriler alanda kalabalık sayılar halinde bulunan diğer türlerden.

Fotoğraf: Soner ÇETİNKAYA

Fotoğrafta Kamil Abduş Gölü'nün yanında bulunan Sakız Adasını görüyorsunuz. Burası 1.Derece Doğal ve Arkeolojik Sit Alanıdır. Alan İTÜ Denizcilik Fakültesine ait. Etrafı teller ile çevreli olan alana izin almadan girmek yasak.

Birinci noktadaki sayımı tamamladıktan sonra ikinci nokta olan kuş gözlem kulesine geçtik. Gözlem kulesinden bütün alan rahatça görülebiliyor. Aynı zamanda en çok türü görebileceğiniz noktada burasıdır. 

Fotoğraf: Soner ÇETİNKAYA

Maalesef buraya gelen insanlar gözlem kulesini mangalları için yakacak kaynağı olarak görmektedirler. Kuledeki tahtalar sökülerek yakılmakta. Gözlem kulesi günden güne yok oluyor. Durumu bir kaç kez Tuzla Belediyesine bildirmeme rağmen değişen bir şey olmadı.


Fotoğraf: Mehmet Eren YALMAN

Küçük bir alan olduğu için sayılar fazla değil. Olsun az olsun öz olsun :)

Fotoğraf: Mehmet Eren YALMAN

Gözlem kulesinden alana bakış

Fotoğraf: Mehmet Eren YALMAN

Fotoğrafta Sakarmeleri , Fiyuları ,Tepeli Patkaları ve Elmabaş Patkaları görebilirsiniz. Dijiskop ile bu kadar oluyor :)

Fotoğraftakilere ek olarak YeşilbaşKarabatak,  Küçük Karabatak ve Küçük Batağan bu noktadan görüp saydığımız diğer türlerden.

İkinci noktadaki sayımı da bitirdikten sonra sıra gölün kuzey batısında kalan üçüncü sayım noktasında. Sayım noktasına ulaşmak için biraz yürümeniz gerekiyor. Burası kıyı kuşlarını görmek için en uygun noktadır. 

Fotoğraf: Soner ÇETİNKAYA

Fotoğrafta Gümüş Yağmurcunları ve Kara Karınlı Kum Kuşlarını görebilirsiniz.

Bu noktada gördüğümüz 6 tane Tarakdiş sayımın en dikkat çekici türüydü. Aynı zamanda sayım noktasına yürüdüğümüz sırada Soner kıyıda duran Suçulluğunu gördü. Kamuflajı çok iyi olmasına karşın Soner'in keskin bakışlarından kaçamadı.

Fotoğraf: Mehmet Eren YALMAN

Bu noktayı da saydıktan sonra KOSKS neredeyse bitti denilebilir. Geriye son bir nokta kalıyor. Son noktada kalan Sakarmeke , Küçük Batağan, Bahri ve Gri Balıkçılı da saydıktan sonra saat 12:00 civarı sayımı bitirdik.

Fotoğraf: Soner ÇETİNKAYA

Kamil Abduş Gölü küçük olabilir. Yıllar içinde insan etkisi yüzünden çok zarar görmüşte olabilir. Ama her şeye rağmen kuşlar için bir yuva olmayı sürdürüyor. Zaman zaman gözleme gelenlere küçük sürprizlerde yapmıyor değil. İlk kez KOSKS'a 2013 yılında katıldım. Tahmin edebileceğiniz gibi ilk KOSKS'a gittiğim alanda burasıydı. O yüzden buranın yeri kalbimde ayrı bir yere sahip. Burasıda beni seviyor olacak ki ilk KOSKS'umda burada 3 tane Dikkuyruk ile karşılaştım. 

Diyeceğim o ki alanı kuş gözlemcisiz bırakmayın. Burası sizin ilginize muhtaç :)





31 Aralık 2014

İKGT Geleneksel Rumelifeneri - Kilyos Yürüyüşü

İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu olarak 14 Aralık 2014 Pazar günü Kerem Ali Boyla rehberliğinde geleneksel Rumelifeneri - Kilyos yürüyüşünü gerçekleştirdik. Sabah 07:00'de Hacıosman Metro çıkışında buluşup 150 nolu İETT ile yürüyüşe başlayacağımız Rumelifeneri'ne gittik. Yaklaşık 12 kilometrelik parkuru saat 16:00 civarı tamamlayıp Kilyos'a vardık.

Gezi yazısını Erdem Altay yazdı.Keyifli okumalar;
"Bu benim ilk katılışımdı. Yürüyüş için sabah saat yedide Sarıyer’de buluştuk. Oradan hep beraber bineceğimiz bir otobüs ile Rumelifenerine varacaktık. Katılım oldukça yüksekti. Oldukça soğuk bir havada ve çok erken bir saatte kuş sevgisi ile bir araya gelen bu insanlar ile birlikte olmak çok güzeldi.

Sarıyer’den bindiğimiz otobüs kısa bir yolculuktan sonra bizi Rumelifeneri’ne götürdü. Elektrik direğinin üzerinde çılgınca ötüşen Sığırcıklar dışında köy sakindi, marketten son alışverişlerimizi yaparak yola koyulduk. İlk durağımız Rumelifeneri’nin hemen öncesinde kuş rehberimiz Kerem Ali Boyla’nın işaret etmesi üzerine bir evin bahçesinde minik bir Kızılgerdan gördük.

Ne güzel bir kuşsun sen Kızılgerdan.

Fotoğraf: Ali Rıza ALTINOK

Kızılgerdan'ı ilk defa bir sene önce Kıyıköy’de görmüştüm. Hep sevdiğim ve merak ettiğim kuşları artık daha yakından görmeye karar vermiş ve bir dürbün alarak Kıyıköy’e gitmiştim. Orada bir gece konaklamış ve sabah erken saatte dışarı çıkmıştım. Bir sene önce bu minik ile olan aşkımız Kıyıköy’de başlamıştı. Bir çalılıkta sakince duruyordu. Çok yakınımdaydı. Yorulana kadar belki dört-beş dakika boyunca onu izlemiştim.

Kızılgerdan'ı bir süre merakla izledikten sonra yolumuza devam ettik.Ceneviz Kalesi surlarının üzerinde, görülen bir kuşun yerinin tarifi, Karabatak , Tepeli Karabatak ayrımı gibi konularda bilgiler aldık. Mesela Tepeli Karabatak suyun hemen üzerinden uçarken, Karabatak ise daha yukarılardan uçuyordu. Bahrileri, Karabatakları, martıları ve Yelkovanları gözlemledik. Hemen önümüzden iki Ak kuyruksallayan geçti.

Fotoğraf: Soner ÇETİNKAYA

Bir süre daha orada gözlem yaptıktan sonra yolumuza devam ettik ve patikaya girdik. Kilyos’a kadar yolumuz toplam 12 km. idi. Şehirde bu mesafeleri sık sık yürüdüğüm için 12 km. nedir ki diyordum ama düşündüğüm gibi değilmiş. Molalar ve sık sık verdiğimiz kuş gözlem araları ile birlikte yol tam yedi saat sürdü. 

Şansımıza o gün üzerimizden sürekli Şahinler geçiyordu. Bir dalın üzerinde durarak bize poz veren Şahini uzun uzun izledik.

Fotoğraf: Soner ÇETİNKAYA

Pek sık rastlanmayan türler gördük. Kara  Gerdanlı Dalgıç ve Kızıl Boyunlu Batağan gibi. İkisini de ilk defa görüyordum. Kara  Gerdanlı Dalgıç’a hayran oldum.  Sadece üremek için karaya çıkıyordu ama denize öyle adapte olmuştu ki karaya çıkmakta da oldukça zorlanıyordu çünkü daha iyi yüzebilmek ve belki de dalabilmek için ayakları vücudunun çok gerisindeydi.

Artık yürüyüşün sonuna yaklaşmışızdır, belki bir km. falan kalmıştır dediğim bir anda, henüz sadece üç km. gittiğimizi öğrendim. Daha dokuz kilometre vardı, saat henüz on birdi ve ilk molamızı verdik. 

Fotoğraf: Soner ÇETİNKAYA

Molanın ardından yürüyüş devam etti.  Parkur çok güzeldi, yol bizi zaman zaman deniz kıyısına indirdi, ardından tepelere çıktık, denize yukarıdan baktık, bazen güzel bir koydan kumların üzerinden geçiyorduk bazen ise ormana dalıyorduk.

Fotoğraf: Soner ÇETİNKAYA

Şimdi hepsi kendi başına birer büyük ilçe olan, büyük apartmanlarla, geniş yollarla donatılmış çocukluğumun geçtiği  otuz sene önceki o güzel yerlere çok benziyordu buralar. 

Ormanda, görmeyi çok istediğim Çalıkuşu, grubumuzu karşıladı ama maalesef biraz gerilerde olduğum için ben görememiştim. Çalıkuşu yerine Kara Kızılkuyruk görerek teselli bulmaya çalıştım. Kara kızılkuyruğu ilk defa görmüştüm. Sonra İspinozlar, Mavi Baştankaralar, Büyük Baştankaralar da vardı. 

Fotoğraf: Soner ÇETİNKAYA

İkinci ve üçüncü molanın ardından yorgunluğumuz arttı, çamura bulanmıştık ama herkes mutlu görünüyordu. Çok alçaktan uçan bir Atmaca gördük ve yolun sonuna geldik. Artık Kilyos’a varmıştık.

Kilyos’ta bir caddenin kenarında yerde maalesef ölü bir Kızılgerdan gördük. Sanırım araba çarpmıştı, minik ve sevimli bir Kızılgerdanı hiç önemsemeyerek hızlı giden ve onu öldüren bir araba.

 Kilyos'ta son durağımız bir lokantaydı. Yemeklerimizi yedik, dinlendik ve dönüş yoluna geçtik.

Şehir bize bir günlük izin vermişti. Çok sinirlidir. Dönmezsek çok kızabilir."

Fotoğraf: Soner ÇETİNKAYA

Görülen/Duyulan Türler:
Kara Gerdanlı Dalgıç
Bahri
Kızıl Boyunlu Batağan
Kara Boyunlu Batağan
Yelkovan
Karabatak
Tepeli Karabatak
Küçük Karabatak
Gri Balıkçıl
Yeşilbaş
Atmaca
Şahin
Sülün
Akdeniz Martısı
Karabaş Martı
Küçük Gümüş Martı
Gümüş Martı
Hazar Martısı
Kaya Güvercini
Tahtalı
Küçük Kumru
Çayır İncirkuşu
Ak kuyruksallayan
Dağbülbülü
Karatavuk
Öter Ardıç
Maskeli Ötleğen
Çalıkuşu
Kızılgerdan
Kara Kızılkuyruk
Uzun Kuyruklu Baştankara
Mavi Baştankara
Saksağan
Küçük Karga
Leş Kargası
Sığırcık
Serçe
İspinoz
Florya
Bahçe Çintesi

18 Aralık 2014

Sapanca Gölü Kuş Gözlem Gezisi (13 Aralık 2014)

İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu olarak 13 Aralık 2014 tarihinde Doğa Koruma ve Milli Parklar'ın davetlisi olarak Sapanca Gölünde kuş gözlem etkinliği gerçekleştirdik.Katılımın yüksek olduğu etkinlikte yeni kuş gözlemcilerini aramızda görmek sevindiriciydi. 


Sapanca Gölü kuş gözlem gezi yazısını Tunç GEÇİT yazdı. Keyifli okumalar;

"Doğa Koruma ve Milli Parklar’ın davetlisi olarak yola çıktığımız gezimizde ilk gözlem durağımız Sapanca Gölü’nün batı ucundaki İSU Park idi. İKGT’yi karşılayan bolca sakarmeke, elmabaş patkalarla birlikte Kocaeli DKMP Avcılık ve Yaban Hayatı Şubesi oldu.


Bize gayet cömert davranan bu noktadan dikkuyruk, sütlabi ve boz ördeğin teleskobumuza takılması gurubu neşelendirmeye yetti. İskelenin üzerinde Ergün Bacak’ın detaylı bilgilerini dinlerken, yalıçapkını şova başladı. Bolca poz verdikten sonra muhteşem dalışlar yapan ve avlanan yakışıklımız birçok katılımcıya kertik attırdı. Bahriler, kara boyunlu batağanlar ve küçük batağanlar rahatça dürbünlerden izlendiler. Gökyüzünde izlenen yırtıcılar ise saz delicesi, atmaca ve şahin oldu.



İkinci gözlem noktamız Eşme sahilinde küçük karabatak, çok yakında tüneğinin üzerinde bizi bekliyordu. Portresini çektirecek kadar uzun uzun poz verirken küçük ak balıkçıl önümüzden bir sağa bir sola sakin sakin uçuyordu. Elmabaş patkalar, grup halinde kıyıdan biraz açıktaydılar.

Fotoğraf:Mehmet Eren Yalman





Göl Park’a geldiğimizde Sakarya DKMP ve İstanbul DKMP’dan Ömer Furtun Bey bizi karşıladı. Parkın kıyısında serbest bıraktıkları avcılardan kurtarılmış ve kanatları avcılar tarafından çekilmiş yeşilbaş ördekleri gösterdiler. Kanat tüyleri 1- 1,5 ay içinde tekrar yerine gelecekmiş. Yeşilbaş ördekler gayet iyi durumda beslenmekteydiler. Patka grupları sayıca Eşme sahilden daha fazlaydı. Ağaç serçesi, ispinoz, akkuyruk sallayan görülen diğer türlerimizdendi.


Son noktamız ise daha önceki gezilerde hiç gitmediğimiz Sakarya-Karasu arasındaki Poyrazlar Gölü oldu. Gölün etrafındaki güzel yürüyüş parkurunun bir bölümünü tamamlayıp başlangıç noktamıza geri döndük. Alanda sakarmeke, karabatak, bahri ağırlıktaydı. Gölün sürprizi ise Fiyu idi.


Sakarya DKMP, grubumuz için göl manzaralı çay ve ikram molası hazırlamış. Sakarya Şube Müdürü Vedat Bey Poyrazlar Göl’ünde bir kuş gözlem kulesi planladıklarını heyecanla anlattı. İstanbul DKMP’dan Ömer Furtun Bey ise Anadolu Yakasında, Toygar Tepe yakınlarında bir kuş gözlem kulesi projesinin hayata geçireceklerini ve  İstanbul'da Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi Projesi için kurumlarla görüşmelerin bu hafta başlanacağı müjdesini verdi. Güzel haberler ve iyi bir sohbet sonrası geri dönüşe geçtik.

Toprak ananın üzerine dökülmüş kuru yaprakları, sakinliği ve doğası ile Poyrazlar Gölü’nü çok sevdik. Avlanmaya tamamen kapatılan Sapanca Gölü’nde KOSKS zamanlarına göre daha az kuş olsa da keyifli bir geziydi, dönüşte İstanbul’a hoş geldiniz diyen trafiği haricinde."


Gözlem Yeri: Sapanca Gölü ISU Park ve sahili, Eşme sahili

Görülen kuş türleri:
Saz Delicesi
Atmaca
Şahin
Sütlabi (dişi) 1 adet 
Dikkuyruk 5 adet
Boz Ördek 4 adet 
Elmabaş Patka
Tepeli Patka
Büyük ak balıkçıl
Küçük akbalıkçıl
Gri Balıkçıl
Bahri
Karaboyunlu Batağan
Küçük Batağan
Karabatak
Küçük karabatak
Sakarmeke (bolca)
Gümüş Martı
Karabaş Martı
Saksağan
Yalıçapkını
Bataklık Çintesi
İspinoz
Serçe

Gözlem Yeri: Sapanca Gölü Göl Park
Şahin
Kuzgun
Fiyu
Elmabaş Patka 
Tepeli Patka
Yeşilbaş
Bahri
Küçük akbalıkçıl
Gri Balıkçıl
Sakarmeke
Gümüş Martı
Karabaş Martı
Ekin Kargası
Küçük Karga
Leş Kargası
Saksağan
Ak kuyruk sallayan
İspinoz
Kızılgerdan
Ağaç Serçesi
Serçe

Poyrazlı Gölü:
Karabatak
Fiyu
Sakarmeke
Yeşilbaş
Bahri 
Büyükbaştankara


Katılımcılar: 
İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu (İKGT): 14 kuş gözlemcisi
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Avcılık ve Yaban Hayatı öğrencileri (4 kişi) ve Öğretim Görevlisi, Kuş Bilimci; Ergün Bacak
DKMP 1. Bölge Müdürlüğü Avcılık ve Yaban Hayatı Müdürü; Ömer Furtun
DKMP Kocaeli yöneticileri ve çalışanları
DKMP Sakarya Şube Müdürü Vedat Dilaver ve çalışanları



10 Aralık 2014 Toplantı Özeti

Bu haftaki toplantıda KOSKS ve İstanbul'daki KOSKS alanlarını konuştuk. İlk olarak KOSKS'un ne olduğunu ve bizim zihnimizde neyi canlandırdığını tartıştık.



KOSKS'u bilmeyenler için kısaca açıklamak gerekirse; Kış Ortası Su Kuşu Sayımları (KOSKS), Uluslararası Su Kuşu Sayımlarının (USS) bir parçasıdır. Bu sayımlar su kuşu popülasyonlarını belirlemek amacıyla alan bazında yapılan ve Wetlands International (Uluslararası Sulak Alan Kurumu) tarafından organize edilen küresel bir sayım organizasyonudur.

Ayrıntılı bilgi için Doğa Derneği ve İKGT 'ye bakabilirsiniz.

Bizim için ifade ettiği kısaca;



Aynı zamanda ünlü bir kuşçunun da sözüne kulak verdik;

"Eldivensiz kuşçu ölü kuşçudur."

İstanbul'da sayım yapılan 5 tane alan var.Bunlar;
  1. Büyükçekmece Gölü
  2. Küçükçekmece Gölü
  3. Terkos Gölü
  4. Kamil Abduş Gölü 
  5. İstanbul Boğazı
  6. Şile-Ağva Kıyıları

İlk olarak alanların konumlarını , habitatlarını ve alanlara ulaşım yollarını konuştuk. Ardından alanlardaki sayım noktalarını haritalar üzerinden inceledik.

Alanlarda daha önceki yıllarda kaydedilen nadir türleri mini bir sınav eşliğinde gözden geçirdik ve bu yıl yapılacak KOSKS'da hepsini tekrardan görebilmek için dua ettik.

Bu yıl KOSKS 15 Ocak - 4 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek. Daha önce KOSKS'a katılmadıysanız katılmanızı öneririm. Kuşları tanımıyorum ve sayamam deyip yardımcı olamayacağınızı düşünmeyin. Ana sayımcının yanında türleri ve sayılarını forma yazarak destek olabilirsiniz. KOSKS eğitimleri gelecek hafta başlayacak.


6 Kasım 2014

Yaygın Kuşlar Sandığımız Kadar Bol mu?

Etrafımızda her gün onlarca serçe, sığırcık ve tarlakuşu gibi yaygın türleri görüyoruz. Peki bu yaygın türler sandığımız kadar bol mu?
Bu hafta yayınlanan bir çalışmaya göre, son 30 yıl içinde 421 milyon birey kuş yok oldu. Bu kayıpların %90'ı ise en sık görülen, yaygın tülerden; ev serçesi, sığırcık, çilkeklik ve tarlakuşu.

İnsanların doğa ile yoğun etkileşime girdiği günümüzde insan faaliyetlerinin kuşları etkilemesi kaçınılmazdır ancak yaygın kuşların populasyonlarının ciddi oranda azalması insan toplumunu da etkileyecek sonuçlar doğuracaktır. Kuşlar doğada tarım zararlılarının kontrolü, tohumların yayılması ve leşlerin ortadan kaldırılması (yırtıcı kuşlar) gibi önemli görevler üstlenir. Ayrıca bir çok insan için kuşlar doğa ile etkileşimin en kolay yollarından biridir; örneğin kuş seslerini dinlemenin verdiği huzur, bahçedeki kuşlar için atılan yemler ve kuş gözlemciliği gibi.

Serçe - Fotoğraf: Tayfun Sel - TRAKUS
Söz onusu araştırmaya göre, Avrupa'da yok oluşlar sürse de bütün yaygın türler bundan olumsuz etkilenmiyor. Büyük ve mavi baştankara, kızılgerdan ve karatavukgibi türlerin populasyonları kıtasal ölçekte artıyor. Daha nadir olan Saz delicesi, kuzgun, şahin gibi türler de aynı zamanda kıtasal ölçekte artış gösteren türlerden. Bu artışların en muhtemel sebebi ise Avrupa'da yürütülen koruma çalışmaları ve yasal koruma statüleri.

Araştırmacılardan Richard Gregory'e göre bu Avrupa'daki kuşlardan bize bir uyarı; "Bir çok yaygın türümüz için kötü çevre yönetim politikaları uyguladığımız çok açık".

Koruma çalışmalarını daha nadir türlere odaklanması mantıklı ancak bu çalışmaya göre doğa korumacılar aynı zamanda yaygın kuşları olumsuz etkileyen problemleri da göz önünde bulundurmalı, özellikle tarım alanları ile ilgili olan problemlerde. Kuş populasyonlarındaki azalışlar modern tarım yöntemleri, çevrenin kalitesinin bozulması ve habitat kaybı gibi sebeplere bağlanıyor. Ancak bu sebeplerin göreceli etkileri hala net değil.

Sığırcık - Fotoğraf: Bülent Biçici - TRAKUS
Bu çalışma, 144 Avrupa türü üzerine 25 farklı kıtadan toplanan verileri içermekte ve ulusal izleme çalışmalarının önemini vurgulamaktadır. Araştırmacılara göre koruma çalışmalarına ayırılacak daha büyük bütçeler ve efor ile daha geniş çaplı çalışmalar yapılabilir. Bu çalışmalara örnek olarak -yaygın ve ya nadir-, yok olan türlere fayda sağlayacak kentsel yeşil alanlar ve akıllı tarım uygulamları verilebilir.

Bu yazı birguides.com sitesinden çevrilmiştir. Yazıya konu olan "Common European birds are declining rapidly while less abundant species’ numbers are rising" başlıklı makaleyi buradan indirebilirsiniz. 

4 Kasım 2014

15 Ekim 2014 Toplantı Özeti

Bu haftanın ana gündem maddesi 30 Ekim'de Orman ve Su işleri Bakanlığı 1. Bölge Müdürlüğü ile görüşülecek konulardı. Ancak 30 Ekim'de yapılacak toplantı 12 Kasım tarihine ertelendiğinden dolayı bu haftaki İKGT toplantısında toplantıda görüşülecek maddeler konuşulmadı.

Dilek GEÇİT bu yıl gittiği Cernek Halkalama kampında çektiği videoları bizler ile paylaştı.Videolar sayesinde Cernek Kuş Halkalama istasyonunu yakından tanıdık. Kuşların hangi yöntem ile yakalandığını görüp , lisanslı uzman halkacılar tarafından nasıl halkalanıp tekrar doğaya salındıklarını izledik.

Toplantının sonunda Ergün Bacak bizlere daha önceden hazırlamış olduğu Biyokaçakçılık sunumunu yaptı. Kısaca sunumun özeti;

Türkiye, zoocoğrafik konumu, topoğrafyası, iklim değişiklikleri ve jeolojik devirlerdeki değişimlerden dolayı biyolojik çeşitlilik bakımından zengin bir özelliğe sahip olmuştur. Bu zenginlik pek çok açıdan Avrupa'yı geride bırakmaktadır. Ülkemiz sıcak nokta olarak belirlenen İran-Anadolu, Kafkas, ve Akdeniz havzalarının üzerinde konumlanmakta ve sınırları içerisinde 3 sıcak nokta havzası bulunduran tek Avrupa ülkesidir.


Peki nedir bu sıcak nokta kavramı ?

İngiliz ekolog Norman Myers, 1988 yılında, korumada öncelikli bölge anlamında ‘Sıcak Nokta’ kavramını ortaya attı. Myers ve Uluslararası Doğa Koruma Örgütü (Conservation International-CI) dünya üzerindeki bitki türlerinin yüzde 44’ü ile kuş, memeli, sürüngen ve çiftyaşarların yüzde 35’ini içeren, buna karşılık toplam olarak dünya yüzeyinin yüzde 1,4’ünü kaplayan 25 ‘sıcak nokta’ belirledi. Belirlemede öncelikli olarak bitki örtüsü dikkate alındı. ‘Sıcak Nokta’lar, Filipinler, Yeni Zelanda, Pasifik adaları, Brezilya ve Türkiye dahil birçok ülkenin topraklarını kapsıyor.


Amanoslar’daki geyik böcekleri (Lucanus cervus akbesianus)’nden, Sivas’ın şifalı balıklarına (Garra rufa), Doğu ve İç Anadolu’nun uludoğanları (Falco cherrug)’ndan Doğu Karadeniz’in Kafkas engereği (Vipera kaznokovi)’ne kadar pek çok tür yurtdışına kaçırılıyor.

Kaçırılan türlerin fiyatları birkaç dolardan binlerce dolara kadar talep bulabiliyor. Canlıların bir kısmı canlı, bir kısmı ölü kaçırılırken, bazılarının yumurtaları, bazılarının da farklı uzuvları alınabiliyor.

Kelebek

Türkiye’de 381 tür ‘ gündüz kelebeği’ yaşamaktadır. 381 türün 45 türü endemik ve 21 tür endemiğe yakındır (Populasyonun %60’dan fazlası Türkiye’de). Tüm Avrupa’da toplam 482 kelebek kaydedilmiştir.


Böcek

Hymenoptera takımından Bombus arıları ve Bal arıları (Apis mellifera) seralarda ve tarlalarda tozlaşmayı sağlaması ve genetik çeşitliliği/verimi arttırabilmek amaçlı yurtdışına götürülmektedir.

Özellikle Coloeptera takımından Amanos’larda yaşayan bir tür olan ‘Akbez Geyik Böceği’ (Lucanus cervus akbesianus) son yıllarda Japonlar tarafından evcil hayvan ve koleksiyon amaçlı talep edildiğinden, ülkemizde tehlike altındaki türlerden biri olmuştur.

Balık

Türkiye'de 236 tür iç su balığı bulunmakta ve bunların 61'i endemik türdür. Ayrıca yaklaşık 480 tür deniz balığı vardır.

Doktor balık (Garra rufa) sağlık merkezlerinde tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Sivas’ın Kangal ilçesinden yurt dışına götürülen balıklar buralarda üretilip, hem ülke içindeki sağlık merkezlerinde kullanılmakta hem de diğer ülkelere pazarlanmaktadır.

Pek çoğu ülkemize endemik olan dişli sazancıklar (Aphanius anotoliae, Aphaninus mento, Aphanius fasciatus, Aphanius sureyanus, Aphanius danfordii,…), pek çok Avrupa ülkesinde akvaryum balığı olarak satılmakta ve üretilmektedir. Bu türlerin canlı bireylerinin yanısıra dayanıklı yumurtaları da izinsiz ülkemiz dışına çıkabilmektedir.

Amfibiler

Kuyruklu kurbağalar (semenderler) ve kuyruksuz kurbağalar olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Ülkemizde 30 tür bulunmaktadır. 8 tanesi ülkemize endemiktir. Besin, hobi ve bilimsel araştırmalar için kaçırılmaktadırlar.

Sürüngenler

Ülkemizde 120 tür bulunmaktadır. 120 türün 12’si ülkemize endemiktir.

Sürüngenler zehirleri, derileri yumurtalarının yanında koleksiyon amaçlı veya bilimsel çalışmalar için yurt dışına kaçırılmaktadır.

Son yıllarda özellikle güzel renk ve desenlerinden, seyrek bulunuşlarından veya gramı binlerce dolara satılan zehirlerinden dolayı Şeritli Engerek (Montivipera xanthina), Vagner Engereği (Montivipera wagneri), Kafkas Engereği (Vipera kaznakovi) gibi birçok engerek türü toplatılıp yurtdışına kaçırılıyor.

Bununla birlikte Ev Yılanı (Zamenis situlus), Kafkas Yılanı (Zamenis hohenackeri), Urfa Yılanı (Spalerosophis diadema) gibi zehirsiz veya yarı zehirli türler de güzel görünüşleri bakımından yurtdışına sıkça kaçırılanlar arasında.

Bukalemun (Chamaeleo chamaeleon) ve kara kaplumbağası (Testudo graeca) gibi türler evcil hayvan dükkanlarına satılmak üzere en çok toplanan ve zarar gören türlerden.

Kuşlar

Ülkemizde 474 tür bulunmaktadır. Endemik bir tür bulunmamasına rağmen populasyonunun büyük miktarı ülkemizde olan türler vardır. Bunlar Anadolu sıvacısı (Sitta krüperi) ve Kızıl şahin (Buteo rufinus).

Ülkemizde düzenli olarak görülebilen kuş türü sayısı 364’tür. Avrupa Kıtası’nda bu sayı 524 olduğunu düşününce, bütün Avrupa Kıtasındaki kuş türü sayısının %70’inin ülkemizde görülmesi oldukça büyük bir zenginliktir.

Saka, florya, iskete gibi ötücü türler kafes kuşu olarak beslenmek için yakalanmaktadırlar. Atmaca, Ulu Doğan, Gök Doğan gibi türler yakalanarak Orta Doğu ülkelerinde avcılıkta kullanılmaktadır.

Memeliler

Ülkemizde 169 tür bulunmaktadır.7 tür Türkiye'ye endemiktir. Türkiye’de endemik memelilerin tamamı küçük memelilerdir. Büyük memeliler, ülkemiz dışında da yaşadığından ve genelde populasyonları ülkemizden daha çok olduğundan; aynı zamanda av hayvanları olduklarından kaçakçılık riskleri daha azdır. Bu türlerde doku veya kan örnekleri kaçırılması daha olasıdır.

Sunum sırasında video kaydı yapılmamıştır. Ergün Bacak tarafından hazırlanan biokaçakçılık sunumuna buradan ulaşabilirsiniz.